İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban'ın ev sahipliğinde, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla bir program düzenlendi. 
DİJİTAL DÖNÜŞÜM GAZETECİLİĞİ ETKİLİYOR
Programda konuşan Vali Elban, “Hepinizin çalışan gazeteciler gününü en içten dileklerimle kutluyorum. Başarılı, sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Bu güzel davete katıldığınız için şükranlarımı sunuyorum. Gazetecilik mesleğini uzun yıllardır yapan kişilersiniz. Geriye dönük baktığınızda bu meslek keyifli bir meslek. Sizlerin bu işi yaparken büyük bir haz aldığınızı biliyoruz. Böyle bir aşk olmasa bu zorlu meslek ya yapılamaz ya da hakkıyla yapılamaz. Bir mesleğe bir aşkınız olacak ki zorluklara katlanabileceksiniz. Her şeyden fedakarlık yapacaksınız, ancak öyle katlanılabilir. Dünyada dijital dönüşüm, iletişimdeki değişim, birçok mesleğin alışkanlığını etkiliyor. Ama en çok da bu fedakarlık mesleği dediğimiz basın dünyasını etkiliyor. O klasik haberlerin alınması kaynağına inilmesi, hazır edilmesi sürecinden artık hiçbir gazetecilik eğitimi, terbiyesi olmayan birçok insan sosyal medya üzerinden bilgiyi, etik kurallara bağlı olmadan haber paylaşımı yapmakta. Bunu yaparken ne meslek etiği, ne kişisel hakları, ne de ailesinin hassasiyetini göz önünde bulunduruyor. Bu mesleği özünden kökünden benimseyen insanlara doğal olarak böyle bir eğitimden geçip geldikleri için böyle bir şeylerle karşılamıyorsunuz. Hızlı bir haber sistemi gibi topluma sunulduğu için öbür tarafta hakkıyla yapan inanların hata var mı diye bakarken o haber eskiyor gidiyor. Kötüyle iyinin arasına teknoloji giriyor. Artık yapay zekayla birlikte kötü niyetli insanlar dilediği gibi de haber üretip video hazırlayabiliyor. Her kişi her yerde her kılıkta gösterip konuşturabiliyor. Böyle de bir sorun var. Bu anlamda da haberi yapan kişi gerçek anlamda gazeteciyse endişemiz yok. Ama kimliğini, kişiliğini bilmediğiniz, meslekle ilgisi olmayan kişiler paylaştığında isterse doğru paylaşsın inanmanız mümkün değil. Bu teknolojideki gelişmeler birçok mesleği zora sokuyor, yok ediyor, dönüştürüyor. En çok zorlanan bu işte sıkıntıya düşen meslek gurubu basın gurubudur. Onun için de çok süratli bir şekilde eylem almalı, gelişen dijital dünyada gelişmelere ayak uydurup yine etik değerleri koruyarak ayakta durmak mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde ya bu mesleği bırakmak durumda kalınacak ya da bu meslek basın mensubu adı altında kötü işleri yapan kişilerin elinde kalacak. Mutlaka bilim insanlarıyla, meslekteki duayenlerle ve diğer konunun uzmanlarıyla konunun hızlıca değerlendirilip dünyadaki hızlı gelişmelere ayak uydurup bu mesleği çok hızlı bir şekilde gelişen teknolojiye ayak uydurmanın zamanı geldi geçiyor” dedi.
GAZETECİLİĞİN EMEKLİLİĞİ OLMAZ
Gazeteciliğin emekliliği olmadığını ifade eden Vali Elban, “Diğer zorlulukları siz yıllardan beri yaşıyorsunuz. Kimse kendi hakkında olumsuz haber yapılmasını istemiyor. Gazeteci yanlışa yanlış, doğruya doğru diyecek. Ne görüyorsa onu yazacak. Basın mensuplarımız yorum da katmaz, haberi olduğu için aktarır. Bu meslekte doğru olmak ana ilke ama doğru haberi kimse sevmiyor. Böyle bir sorumluluğu var. Yetiştirmek zorluğu var, güncel koruma zorluğu var. Yayınladığınızda herkese ulaşıyor, tekrar pardon deme hakkınız yok. Teknolojideki hızlı gelişme yerde bu mesleği kuşatmış durumda. Tüm paydaşlarla bu konuda hızlı bir adım atılması gerektiğini düşünüyorum. Bence gazeteciliğin emekliliği olmaz” diye konuştu.
SADECE İZMİR’İN DEĞİL DÜNYANIN BAŞINDAKİ BÜYÜK BİR İLLET
Uyuşturucu kullanımında yaşanan artışlar hakkındaki soruya yanıt veren Vali Elban, “Bağımlılık onuşu sadece Buca veya İzmir’in değil, dünyanın başındaki büyük bir illet. Daha önce bağımlılık yapan maddeler görece daha pahalı olduğu için herkes buna erişemiyordu. Bütün toplumlarda belli kesimden insanlar kullanıyordu. Son dönemlerde sentetik uyuşturucu dediğimiz şey yaygınlaştı. Toplumun tam tersine en görece gelir seviyesi insanlarına bölgelere doğru hızlıca yayılmaya başladı. O kadar hızlı yayıldı ki kullanılmadığı şehir, belde yok. Buna paralel olarak biz de iki tür mücadelemizi çok yoğun şekilde sürdürüyoruz. Birincisi talebin azaltılması… Yavrularımızın öncelikle buna bulaşmaması için mücadele veriyoruz. İkincisi ise arzın önlenmesiyle ilgili mücadele ediyoruz. Uyuşturucu ile mücadele dendiğinde arzın önlenmesi kısmındaki kısmı biliniyor. Aslında talebin önlenmesi kısmı çok daha öneli bununla ilgili yoğun mücadelemiz var. Sadece Buca’da değil, tüm kentte. Bu işi kendine meslek edinenlerin de bağımlı bulma müşteri bulma ile ilgili yoğun çalışmaları var. Mücadelemizi her gün katlayarak arttırıyoruz. Büyük oranda kamere kurulumu yaptık. Uyuşturucu tacirlerini çok yoğun bir şekilde takip ediyoruz. İzmir, kullanılan büyükşehirler arasında ortalamada yer alıyor” dedi.
SEKTÖRLERİ SIKINTIYA SOKMAYACAK BİR ÇÖZÜM VARSA ÇALIŞIRIZ
Trafik yoğunluğu hakkında sorulan soruya yanıt veren Vali Elban, “İzmir aynı zamanda güçlü bir sanayi, tarım, Türkiye’nin yükünü çeken lojistik merkezi. Sektörleri sıkıntıya sokmayacak bir çözüm varsa çalışırız. Şehir içi zaten çok sıkışık, onu da görüyoruz” ifadelerini kullandı.
İKLİM KUŞAĞIMIZ SU KATLILIĞIYLA KARŞI KARŞIYA BIRAKTI
İzmir’de yaşanan su krizi hakkında konuşan Vali Elban, “Küresel ısınma, iklim değişikliği… İklim kuşağımız su katlılığıyla karşı karşıya bıraktı. Bizim çok yönlü olarak bununla mücadele etme, tedbir alma, eski alışkanlıkları terk etmemiz gerekiyor. Topyekün ilkesel karar almak gerekiyor. Son iki aydan beridir yağan yağışlar çok fazla bizim yer altı kaynaklarımızı ve barajlarımızı besleyen havzaya düşmedi. Bu sabah yağan yağış sadece düştü. Buraya geldikten kısa bir süre sonra biz bu su konusunu sürekli çalışıyoruz. Sürekli verilere bakıp alternatif çalışmalara bakıyoruz. Bir konuya saplanıp kalmanın gereği yok, çok alternatif var. Çok hızlı eylem alınması gerekiyor. Temelde bazı şeyler var, onların çözülmesi gerekiyor her şeyden önce en büyük şansımız denizi kullanıp, su almamız. Denizde arıtılan suyun maliyeti ile bizim İZSU’nun su maliyeti birebir aynı. Çünkü o teknoloji çok ucuzladı. Bu tür avantajımız olan alternatifler için hızlı eylem alınması gerekiyor çünkü şu an su konusunda sıkıntı var. İklim krizinin bir sorunu da bu zaten. Su ile ilgili bu düzensizlik, bu iklim kuşağında baya etkiledi. Bu iklim kuşağında miktardaki azlık bizi hemen zora sokuyor” dedi.
HENÜZ SAYI NETLEŞMEDİ
İnfaz Kanunu kapsamında İzmir değerlendirmesi yapan Vali Elban, “Kesin sayı hemen belli olmuyor. Bunlar içerisinde bir suçtan dolayı içeriden yatıyor ama kesinleşen cezayı olmuyor. Kanunun şartlarını tamamlayacaklar oluyor. Henüz sayı netleşmedi. İleriki zamanda yüzde 100 olmasa da yüzde 80-90 sayının civarı belli olur. Bir yanlış anlaşılma var; yararlanan sayı belli ama dışarı çıkan sayı onla uyuşmuyor” diye konuştu.
BÜTÜN BÜYÜKŞEHİRLERDE OLAN SORUNLAR BURADA DA VAR
İzmir ile ilgili genel bir değerlendirme yapan Vali Elban, “Şehirlerle ilgili genelde iki tür sorun olur. Birisi genel, büyükşehirlere has sorunlar. Bütün büyükşehirlerde olan sorunlar burada da var. Diğeri de İzmir’e has olan sorunlar. İzmir’e has olan sorunları ikiye ayırıyoruz. Doğrudan valiliğin sorumluluğunda olan sorunlar. Bu konularda sorunları hızlı şekilde gidermeye çalışıyoruz. Gerçekten iyi bir mesafe aldığımızı düşünüyoruz. Son 2 yıl içerisinde ilimizde 120 civarında yeni okul yaptık. Şu anda 857 bin öğrencimizi dijital okur yazar yaptık. Okullarımız bilgisayar alt yapısı açısından iyi durumda değildi. Çoğu konuda iyi yerlere geldik. Çok daha iyi olması için çabalarımız var. Diğeri de yerel yönetimlerin sorumluluğunda olan ciddi sorunlar var. Her gün gazetelerinizin manşetini onlar süslüyor. Önemli olan bunların bir an evvel giderilmesi. Uzun uzun saymamayım listeyi. Son 1 aydır gazete manşetlerine bakarsanız sorunlar tepeden aşağıya görünüyor. Bunların çözümü basit ama bir yerden başlanması lazım.
UYUM VE KOORDİNASYON İÇİNDE ÇALIŞMAK YASAL VE İNSANİ SORUMLULUĞUMUZ
Yerel yönetimler ile ilgili koordinasyonu hakkında konuşan Vali Elban, “Ben devletin valisiyim. Buradaki hem il müdürlüklerimiz, yerel yönetimler de devletin kurumu. Uyum ve koordinasyon içinde çalışmak yasal ve insani sorumluluğumuz. Bu çerçevede işlerimizi yürütüyoruz. Bu konuda sıkıntı yok” ifadelerini kullandı.

DİJİTAL DÖNÜŞÜM GAZETECİLİĞİ ETKİLİYOR
Programda konuşan Vali Elban, “Hepinizin çalışan gazeteciler gününü en içten dileklerimle kutluyorum. Başarılı, sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Bu güzel davete katıldığınız için şükranlarımı sunuyorum. Gazetecilik mesleğini uzun yıllardır yapan kişilersiniz. Geriye dönük baktığınızda bu meslek keyifli bir meslek. Sizlerin bu işi yaparken büyük bir haz aldığınızı biliyoruz. Böyle bir aşk olmasa bu zorlu meslek ya yapılamaz ya da hakkıyla yapılamaz. Bir mesleğe bir aşkınız olacak ki zorluklara katlanabileceksiniz. Her şeyden fedakarlık yapacaksınız, ancak öyle katlanılabilir. Dünyada dijital dönüşüm, iletişimdeki değişim, birçok mesleğin alışkanlığını etkiliyor. Ama en çok da bu fedakarlık mesleği dediğimiz basın dünyasını etkiliyor. O klasik haberlerin alınması kaynağına inilmesi, hazır edilmesi sürecinden artık hiçbir gazetecilik eğitimi, terbiyesi olmayan birçok insan sosyal medya üzerinden bilgiyi, etik kurallara bağlı olmadan haber paylaşımı yapmakta. Bunu yaparken ne meslek etiği, ne kişisel hakları, ne de ailesinin hassasiyetini göz önünde bulunduruyor. Bu mesleği özünden kökünden benimseyen insanlara doğal olarak böyle bir eğitimden geçip geldikleri için böyle bir şeylerle karşılamıyorsunuz. Hızlı bir haber sistemi gibi topluma sunulduğu için öbür tarafta hakkıyla yapan inanların hata var mı diye bakarken o haber eskiyor gidiyor. Kötüyle iyinin arasına teknoloji giriyor. Artık yapay zekayla birlikte kötü niyetli insanlar dilediği gibi de haber üretip video hazırlayabiliyor. Her kişi her yerde her kılıkta gösterip konuşturabiliyor. Böyle de bir sorun var. Bu anlamda da haberi yapan kişi gerçek anlamda gazeteciyse endişemiz yok. Ama kimliğini, kişiliğini bilmediğiniz, meslekle ilgisi olmayan kişiler paylaştığında isterse doğru paylaşsın inanmanız mümkün değil. Bu teknolojideki gelişmeler birçok mesleği zora sokuyor, yok ediyor, dönüştürüyor. En çok zorlanan bu işte sıkıntıya düşen meslek gurubu basın gurubudur. Onun için de çok süratli bir şekilde eylem almalı, gelişen dijital dünyada gelişmelere ayak uydurup yine etik değerleri koruyarak ayakta durmak mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde ya bu mesleği bırakmak durumda kalınacak ya da bu meslek basın mensubu adı altında kötü işleri yapan kişilerin elinde kalacak. Mutlaka bilim insanlarıyla, meslekteki duayenlerle ve diğer konunun uzmanlarıyla konunun hızlıca değerlendirilip dünyadaki hızlı gelişmelere ayak uydurup bu mesleği çok hızlı bir şekilde gelişen teknolojiye ayak uydurmanın zamanı geldi geçiyor” dedi.
GAZETECİLİĞİN EMEKLİLİĞİ OLMAZ
Gazeteciliğin emekliliği olmadığını ifade eden Vali Elban, “Diğer zorlulukları siz yıllardan beri yaşıyorsunuz. Kimse kendi hakkında olumsuz haber yapılmasını istemiyor. Gazeteci yanlışa yanlış, doğruya doğru diyecek. Ne görüyorsa onu yazacak. Basın mensuplarımız yorum da katmaz, haberi olduğu için aktarır. Bu meslekte doğru olmak ana ilke ama doğru haberi kimse sevmiyor. Böyle bir sorumluluğu var. Yetiştirmek zorluğu var, güncel koruma zorluğu var. Yayınladığınızda herkese ulaşıyor, tekrar pardon deme hakkınız yok. Teknolojideki hızlı gelişme yerde bu mesleği kuşatmış durumda. Tüm paydaşlarla bu konuda hızlı bir adım atılması gerektiğini düşünüyorum. Bence gazeteciliğin emekliliği olmaz” diye konuştu.
SADECE İZMİR’İN DEĞİL DÜNYANIN BAŞINDAKİ BÜYÜK BİR İLLET
Uyuşturucu kullanımında yaşanan artışlar hakkındaki soruya yanıt veren Vali Elban, “Bağımlılık onuşu sadece Buca veya İzmir’in değil, dünyanın başındaki büyük bir illet. Daha önce bağımlılık yapan maddeler görece daha pahalı olduğu için herkes buna erişemiyordu. Bütün toplumlarda belli kesimden insanlar kullanıyordu. Son dönemlerde sentetik uyuşturucu dediğimiz şey yaygınlaştı. Toplumun tam tersine en görece gelir seviyesi insanlarına bölgelere doğru hızlıca yayılmaya başladı. O kadar hızlı yayıldı ki kullanılmadığı şehir, belde yok. Buna paralel olarak biz de iki tür mücadelemizi çok yoğun şekilde sürdürüyoruz. Birincisi talebin azaltılması… Yavrularımızın öncelikle buna bulaşmaması için mücadele veriyoruz. İkincisi ise arzın önlenmesiyle ilgili mücadele ediyoruz. Uyuşturucu ile mücadele dendiğinde arzın önlenmesi kısmındaki kısmı biliniyor. Aslında talebin önlenmesi kısmı çok daha öneli bununla ilgili yoğun mücadelemiz var. Sadece Buca’da değil, tüm kentte. Bu işi kendine meslek edinenlerin de bağımlı bulma müşteri bulma ile ilgili yoğun çalışmaları var. Mücadelemizi her gün katlayarak arttırıyoruz. Büyük oranda kamere kurulumu yaptık. Uyuşturucu tacirlerini çok yoğun bir şekilde takip ediyoruz. İzmir, kullanılan büyükşehirler arasında ortalamada yer alıyor” dedi.
SEKTÖRLERİ SIKINTIYA SOKMAYACAK BİR ÇÖZÜM VARSA ÇALIŞIRIZ
Trafik yoğunluğu hakkında sorulan soruya yanıt veren Vali Elban, “İzmir aynı zamanda güçlü bir sanayi, tarım, Türkiye’nin yükünü çeken lojistik merkezi. Sektörleri sıkıntıya sokmayacak bir çözüm varsa çalışırız. Şehir içi zaten çok sıkışık, onu da görüyoruz” ifadelerini kullandı.
İKLİM KUŞAĞIMIZ SU KATLILIĞIYLA KARŞI KARŞIYA BIRAKTI
İzmir’de yaşanan su krizi hakkında konuşan Vali Elban, “Küresel ısınma, iklim değişikliği… İklim kuşağımız su katlılığıyla karşı karşıya bıraktı. Bizim çok yönlü olarak bununla mücadele etme, tedbir alma, eski alışkanlıkları terk etmemiz gerekiyor. Topyekün ilkesel karar almak gerekiyor. Son iki aydan beridir yağan yağışlar çok fazla bizim yer altı kaynaklarımızı ve barajlarımızı besleyen havzaya düşmedi. Bu sabah yağan yağış sadece düştü. Buraya geldikten kısa bir süre sonra biz bu su konusunu sürekli çalışıyoruz. Sürekli verilere bakıp alternatif çalışmalara bakıyoruz. Bir konuya saplanıp kalmanın gereği yok, çok alternatif var. Çok hızlı eylem alınması gerekiyor. Temelde bazı şeyler var, onların çözülmesi gerekiyor her şeyden önce en büyük şansımız denizi kullanıp, su almamız. Denizde arıtılan suyun maliyeti ile bizim İZSU’nun su maliyeti birebir aynı. Çünkü o teknoloji çok ucuzladı. Bu tür avantajımız olan alternatifler için hızlı eylem alınması gerekiyor çünkü şu an su konusunda sıkıntı var. İklim krizinin bir sorunu da bu zaten. Su ile ilgili bu düzensizlik, bu iklim kuşağında baya etkiledi. Bu iklim kuşağında miktardaki azlık bizi hemen zora sokuyor” dedi.
HENÜZ SAYI NETLEŞMEDİ
İnfaz Kanunu kapsamında İzmir değerlendirmesi yapan Vali Elban, “Kesin sayı hemen belli olmuyor. Bunlar içerisinde bir suçtan dolayı içeriden yatıyor ama kesinleşen cezayı olmuyor. Kanunun şartlarını tamamlayacaklar oluyor. Henüz sayı netleşmedi. İleriki zamanda yüzde 100 olmasa da yüzde 80-90 sayının civarı belli olur. Bir yanlış anlaşılma var; yararlanan sayı belli ama dışarı çıkan sayı onla uyuşmuyor” diye konuştu.
BÜTÜN BÜYÜKŞEHİRLERDE OLAN SORUNLAR BURADA DA VAR
İzmir ile ilgili genel bir değerlendirme yapan Vali Elban, “Şehirlerle ilgili genelde iki tür sorun olur. Birisi genel, büyükşehirlere has sorunlar. Bütün büyükşehirlerde olan sorunlar burada da var. Diğeri de İzmir’e has olan sorunlar. İzmir’e has olan sorunları ikiye ayırıyoruz. Doğrudan valiliğin sorumluluğunda olan sorunlar. Bu konularda sorunları hızlı şekilde gidermeye çalışıyoruz. Gerçekten iyi bir mesafe aldığımızı düşünüyoruz. Son 2 yıl içerisinde ilimizde 120 civarında yeni okul yaptık. Şu anda 857 bin öğrencimizi dijital okur yazar yaptık. Okullarımız bilgisayar alt yapısı açısından iyi durumda değildi. Çoğu konuda iyi yerlere geldik. Çok daha iyi olması için çabalarımız var. Diğeri de yerel yönetimlerin sorumluluğunda olan ciddi sorunlar var. Her gün gazetelerinizin manşetini onlar süslüyor. Önemli olan bunların bir an evvel giderilmesi. Uzun uzun saymamayım listeyi. Son 1 aydır gazete manşetlerine bakarsanız sorunlar tepeden aşağıya görünüyor. Bunların çözümü basit ama bir yerden başlanması lazım.
UYUM VE KOORDİNASYON İÇİNDE ÇALIŞMAK YASAL VE İNSANİ SORUMLULUĞUMUZ
Yerel yönetimler ile ilgili koordinasyonu hakkında konuşan Vali Elban, “Ben devletin valisiyim. Buradaki hem il müdürlüklerimiz, yerel yönetimler de devletin kurumu. Uyum ve koordinasyon içinde çalışmak yasal ve insani sorumluluğumuz. Bu çerçevede işlerimizi yürütüyoruz. Bu konuda sıkıntı yok” ifadelerini kullandı.






