Dava sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aslanoğlu, yargılamaların ‘siyasi’ yargılamalar olduğunu belirtirken “Bu iş, bir cezalandırma işine dönüşüyor” ifadelerini kullandı. “İftira atmak çok kolay” “Ben il başkanı olduğumda Bilal Saygılı ile ilk başlarda çok geriliyorduk. Cumhuriyet Meydanı’ndan Bilal Saygılı ile kucaklaştık. Bilal Bey de gerilimin azaltılması için hareket ettik. Aklımda şu vardı: Çıkar çıkmaz hem Veysel Bey’e hem Bilal Bey’e gideyim onlar sorsunlar ben cevaplayayım dedim. Çünkü daha öncesinde de bu meseleler olduğunda hem Bilal Bey hem de Veysel Bey ile bu konuları konuşmuştuk. ‘kooperatifin 3 milyar parası toplabnmış, 1 milyarıyla inşaat yapılmış, 2 milyarını yemiş’ meselesini. O zamanlarda hem Bilal Hem Veysel Bey ile görüşmüştüm. Hatta isterseniz bu hakedişelerin birer kopyası size gelsin. Çünkü başka türlü kooperatif dolandırma yöntemi yok. Hakedişinizin gerçeği yansıtmaması lazım. Parayı başka türlü alamazsınız. Hakedişlere bakın, piyasanın üzerinde iş yaptırılmışsa ya da metrajlarla oynanmışsa... Ama dört yıl oldu. Allah rızası için kimse hakedişleri incelemiyor. İftira atmak çok kolay. Ama tabi Bilal Beylerin sorularına da cevap vermek gerekir. Ne zaman uygun olurlarsa gidip sorularına yanıt vermek isterim. Hakkımda bir haber çıkmıştı. Altına birisi “kooperatif mağduru” adıyla yorum yapmış ‘Sen önce 4,5 milyarın hesabını ver’ diye. Ne ara 4,5 milyar oldu. Bıraktığımda 3 milyardı. Karşılaştığımız şey genellikle şu oluyordu: Hiçbir şey olmamışsa bile kesin bir şey olmuştur. İşin içinde belediye var. “Neden emekli amcaların teyzelerin aylığına göz dikelim” İl başkanlığı dönemi boyunca ‘usulsüzlük ve yolsuzluktan’ uzak durduğunun altını çizen Aslanoğlu, “Benim en çok üzüldüğüm kişilerin başında Tunç Soyer var. Kendisi kooperatif harcama yetkilisi değil, harcama talimatı verebilen biri değil. Tunç Soyer, Barış Karcı ya da bürokratlar... Barış Karcı çok uzun yıllardır bürokratlık yapıyor ve ben adını başka hiçbir şeyle duymadım. Kabul edelim ki Türkiye’de siyasete girdiğinizde başınıza çok şey gelir. Bu işin içinde iftira çok olur. Ben o dönemde 3 yıldır il başkanlığı yapıyordum ve 50 tane belediye başkanı ile çalıştım. Benimle ilgili hiç belediyeyle ya da ihaleyle ilgili bir şey duyuldu mu şunu işe sokmuş, buna teminat istemiş diye. Ben ne birini işe soktum ne de hiç kimseden burayı ben alayım, şuranın imarını 3’e çıkartın gibi bir talebim olmadı. Tunç Başkan’a üzülüyorum. Anlatılan hikayede... Bu adam İZBB başkanı. Bu adam sende 100-110 milyar para harcıyor. Biri de Büyükşehir’in genel sekreteri. Birimiz İZBETON’un genel müdürü. Yıllık 10-15 milyar para harcıyor. Birimiz partinin il başkanıyız, partinin ildeki en üstü .Bir bir şekilde bir araya gelip şebeke kurmuşuz. Biz neden emekli amcaların teyzelerin aylığına göz dikelim. Neden başka bir şey yapamayalım? Buca Metrosu ihalesi, son açılan artırma tesisi... Bunların her biri milyar rakamlar. Ama İZBETON ile başlayan sürece kamuoyunun ilgisini çekecek bir konu gerekiyordu. Ben o yüzden konuya dahil olduğumu düşünüyırum. Çünkü ben İZBETON ile ilgili bir şeyle yargılanmıyorum. Kimse bana o konuda bir şey sormadı. Ne de Tunç Soyer bununla ilgili suçlanıyor” dedi. “Kaçacak olsam o saate kadar durur muyum?” Yapılan gözaltılara ve verilen ‘tedbir’ kararlarına da değinen Aslanoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Bir gözaltı işi oldu. Memlekette tutuklarını alıp geldiler. Öyle karambol bir iş ki! Beni bir yere götürdüler. Genç çocuklar var. ‘Sen kimsin’ diyorum. ‘Şoförüm’ diyor. Şoförü neden alırsın ki? Bizim gençlik kolları MYK’sı vardı. ‘Sen neden buradasın’ dedim. ‘Ben teknisyenim’ dedi. Bu dönem boyunca ya da kez yurt dışına gitmişimdir. Gözaltına alınmamdan birkaç ay önce de yurt dışındaydım. Tutuklamayı, yurt dışı yasağını ya da ev hapsini açma şüphesi ya da delilleri karartma riski olana verirsin. Cezaevinde davana bakıp deliriyordum. Yıl boyunca delili karatmamışım, 4 yıl sonra mı karartacağım! Kaçma şüphesi var deniyor, nereye kaçacağız? Ben ev hapsindeyken izinle İZTO meclisine gititm. O güne kadar hep evdeyim. Mecliste olduğum duyulunca bir anda iznimi iptal ettiler. Bunu yapanda izni veren kişiler. Gerekçeleri de kaçma şüphesi Saat 16.44 olmuş. Kaçacak olsam o saate kadar durur muyum?“ “İzmir’de FETÖ ve Rahip Branson davası dışında Şakran’da görülen bir dava yoktur” Soruşturma sürecinde dosyaya bakan mahkeme heyeti ve başkanının değişmesini de eleştiren Aslanoğlu, ayrıca duruşmanın cezaevi yerleşkesinde görülmesini de eleştirerek şunları söyledi:
“Ben sizlerin de duyacağı şekilde hakime savcılara dedim ki, ‘Zor durumdasınız ve bunu anlayabiliyorum.’ Bize atanan heyet başkanı bir şekilde daha hiç duruşma yüzü görmeden gitti. Onun yerine yeni bir heyet başkanı geldi. İZBETON davalarına bakan hakimler tensip ve tahliye verdi diye iş mahkemesine sürülmüş. 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 4 tane hakimi var. Mahkemenin iş yükü çok ağır diye ikinci heyet atadılar. Ağır ceza mahkemelerinin iş yükü çoksa bir tane daha ağır ceza atarsınız. Ama bizde ikinci heyet atandı. Davaya kimin bakacağına karar vereceğiz dediler, dava ikinci heyete düştü. Bize atanan hakim heyet başkanı, bir şekilde daha hiç duruşma yüzü görmeden yerine başka bir başkan geldi. 9’uncu hakim oldu böylece. İlk kez bir davada başsavcı vekili görevlendirildi ve duruşmaya geliyor. İzmir’de FETÖ ve Rahip Branson davası dışında Şakran’da görülen bir dava yoktur. Bizimki basit suçlamalar değil miydi? Bu basit suçlama Şakran’da yargılanıyor. Bunlar normal mi?
Adaletle, hakimlerle ya da savcılarla ilgili... Bu hakimlere, savcılara, adalet sistemine güvenmek zorundayız. Bütün bunları görüyoruz ama doğru adaletin tecelli edeceğine ilişkin inancı korumak zorundayız. Yoksa kimse evinde uyuyamaz ki! O yüzden adaletin bir şekilde doğru kararları alması, bir yerden baskının gelmemesi, ‘Aman bize ne olacak’ derdini düşünmemesi gerekiyor. İnsan adaletin bu durumuna üzülüyor. Ama bu ülkenin bir kurtuluş yolu var. O da adalet sistemine güvenmek. İnsanlar artık kiracı-ev sahibi davalarında adalete güvenmiyor.” “Bu bir prototipti ve bitseydi Türkiye’de bir metot oluşacaktı” Kentsel dönüşümde kooperatif sürecinin İZBB içerisinde bazı isimlerce ‘baltalanmaya’ çalışıldığı iddiasını gündeme getiren Aslanoğlu, şöyle konuştu: “Niye bugün Tunç Bey ve Heval Bey hala tutuklu? Tunç Bey mahkemede delikanlı gibi ‘Bekleyen kentsel dönüşüm projelerine ön açmak benim işimdir. Doğru buldum ve yaptım’ diyor. Benim haberim yoktu demiyor. Bu insanları neden bu kadar rahatsız etti? İnsanlar neden bu işi durdurmak için ellerinden geleni yaptılar? Bu işi yapanların arasında İZBB’nin içinden insanlar var. ‘Bu iş böyle olmasın, müteahhitler aracılığıyla olsun’ diyen. Ama bu iş müteahhitlerle yürümüyordu. Bir kısım insan ‘Bu iş olmasın’ dedi. TOKİ metodunda kalalım istediler. Hani Cumhurbaşkanı ‘Bunlar TOKİ’ye karşı model geliştirdiler’ dedi ya. Evet biz bu işi elimize yüzümüze bulaştırdık. Bunda belediyenin, bizim payımız neydi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün payı neydi bilmiyorum. El birliğiyle güzelim metodun anasını ağlattık. Bu bir prototipti ve bitseydi Türkiye’de bir metot oluşacaktı. Bütün engellemelere rağmen 4 ay sonra benim kooperatif başkanı olduğum yerde tapu dağıtacağız. Yargılandığmız, insanların olmasın diye uüraştığı bir yerde 4 ay sonra tapular dağıtılacak. Bir de baltalamasaydınız ne olacaktı düşünün. Bir de baltalamaya çalışan bazı insanların bir araya geldiğini gördüm. Mesela o dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdür şu anda İZBB’nin şirketlerinden birinde yönetici.” “Mahkemede gördüğüm şey, müthiş bir düşmanlık” Son duruşmada tanık olarak ifadesine başvurulan İZBB Kentsel Dönüşüm Daire Başkanı Arzu Özçelik’in ifadelerinde ‘husumet’ göndermesi yapan Aslanoğlu, “Duruşmada hakim Kentsel Dönüşüm Daire Başkanı’na soruyor hakim ‘Kendi inşaatını neden mühürledin’ diye. Mühürleme işlemi, sen üstüne bir şey yapamasın diye yapılır. Zaten yapan da mühürleyen de sensin. Bu mahkemede gördüğüm şey, müthiş bir düşmanlık. Ben Kentsel Dönüşüm Daire Başkanını tanımam. O nedenle husumetim de olmaz. Ama bu nasıl bir kindir? Hakim sana bir soru soruyor ve kadın Tunç Bey’in yararına olacak şeyleri söylememek için takla attı. ‘Haberim yoktu’ diyor. Nasıl haberin olmaz! HErkesin bildiği ve sana da yazı gelen bir konuda nasıl ahberin olmaz? ‘Yazı geldi ama eki yoktu’ diyor. O zaman neden eki istemedin? Yazıda yer teslimi yazıyor. 20 yıl inşaat mühendisi olarak çalışmış, TOKİ’de çalışmış birinin yer tesliminin ne olduğundan haberi yok mu yani” dedi. “Bir yazıyla durduruldu” Şenol Aslanoğlu ayrıca duruşmalara ilişkin geçtiğimiz aylarda İZBB Başkanı Cemil Tugay’ın “Kooperatifleri durdurduğumuzu kimse iddia edemez” sözlerine de yanıt verdi ve “Duruşmada ifade veren bütün mağdurlar, ‘Hızlı ilerliyordu bir anda durduruldu’ diyor. Bir yazıyla durduruldu. İZBB’nin Kentsel Dönüşüm Daire Başkanlığı’nın İZBETON’a yazısıydı bu. Gecikme meselesi tartışılıyor. Bir tane gecikme var mahkemeden alınmış. Mahkeme raporu yüzde 7 gecikmiş diyor. Bu, yüzde 93 tamamlanma demektir” dedi. “Bu iş, bir cezalandırma işine dönüşüyor” Yargılamada ‘cezalandırma’ eleştirisi de yapan Aslanoğlu, “Ben bu davaların ama bir yıl ama 10 yıl sonra bir adaletle sonuçlanacağına inanıyorum. Çünkü bir sürü kumpas davası oldu biz 20 yılda çok dava gördük. Bunların hepsi er ya da geç adaletle sonuçlanacak. Bizim yargılandığımız suçları bugün yatarı yok. Zaten arkadaşlarımızın yattığı fazlası. Bu iş, bir cezalandırma işine dönüşüyor” ifadelerini kullandı.
“Ben sizlerin de duyacağı şekilde hakime savcılara dedim ki, ‘Zor durumdasınız ve bunu anlayabiliyorum.’ Bize atanan heyet başkanı bir şekilde daha hiç duruşma yüzü görmeden gitti. Onun yerine yeni bir heyet başkanı geldi. İZBETON davalarına bakan hakimler tensip ve tahliye verdi diye iş mahkemesine sürülmüş. 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 4 tane hakimi var. Mahkemenin iş yükü çok ağır diye ikinci heyet atadılar. Ağır ceza mahkemelerinin iş yükü çoksa bir tane daha ağır ceza atarsınız. Ama bizde ikinci heyet atandı. Davaya kimin bakacağına karar vereceğiz dediler, dava ikinci heyete düştü. Bize atanan hakim heyet başkanı, bir şekilde daha hiç duruşma yüzü görmeden yerine başka bir başkan geldi. 9’uncu hakim oldu böylece. İlk kez bir davada başsavcı vekili görevlendirildi ve duruşmaya geliyor. İzmir’de FETÖ ve Rahip Branson davası dışında Şakran’da görülen bir dava yoktur. Bizimki basit suçlamalar değil miydi? Bu basit suçlama Şakran’da yargılanıyor. Bunlar normal mi?
Adaletle, hakimlerle ya da savcılarla ilgili... Bu hakimlere, savcılara, adalet sistemine güvenmek zorundayız. Bütün bunları görüyoruz ama doğru adaletin tecelli edeceğine ilişkin inancı korumak zorundayız. Yoksa kimse evinde uyuyamaz ki! O yüzden adaletin bir şekilde doğru kararları alması, bir yerden baskının gelmemesi, ‘Aman bize ne olacak’ derdini düşünmemesi gerekiyor. İnsan adaletin bu durumuna üzülüyor. Ama bu ülkenin bir kurtuluş yolu var. O da adalet sistemine güvenmek. İnsanlar artık kiracı-ev sahibi davalarında adalete güvenmiyor.” “Bu bir prototipti ve bitseydi Türkiye’de bir metot oluşacaktı” Kentsel dönüşümde kooperatif sürecinin İZBB içerisinde bazı isimlerce ‘baltalanmaya’ çalışıldığı iddiasını gündeme getiren Aslanoğlu, şöyle konuştu: “Niye bugün Tunç Bey ve Heval Bey hala tutuklu? Tunç Bey mahkemede delikanlı gibi ‘Bekleyen kentsel dönüşüm projelerine ön açmak benim işimdir. Doğru buldum ve yaptım’ diyor. Benim haberim yoktu demiyor. Bu insanları neden bu kadar rahatsız etti? İnsanlar neden bu işi durdurmak için ellerinden geleni yaptılar? Bu işi yapanların arasında İZBB’nin içinden insanlar var. ‘Bu iş böyle olmasın, müteahhitler aracılığıyla olsun’ diyen. Ama bu iş müteahhitlerle yürümüyordu. Bir kısım insan ‘Bu iş olmasın’ dedi. TOKİ metodunda kalalım istediler. Hani Cumhurbaşkanı ‘Bunlar TOKİ’ye karşı model geliştirdiler’ dedi ya. Evet biz bu işi elimize yüzümüze bulaştırdık. Bunda belediyenin, bizim payımız neydi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün payı neydi bilmiyorum. El birliğiyle güzelim metodun anasını ağlattık. Bu bir prototipti ve bitseydi Türkiye’de bir metot oluşacaktı. Bütün engellemelere rağmen 4 ay sonra benim kooperatif başkanı olduğum yerde tapu dağıtacağız. Yargılandığmız, insanların olmasın diye uüraştığı bir yerde 4 ay sonra tapular dağıtılacak. Bir de baltalamasaydınız ne olacaktı düşünün. Bir de baltalamaya çalışan bazı insanların bir araya geldiğini gördüm. Mesela o dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdür şu anda İZBB’nin şirketlerinden birinde yönetici.” “Mahkemede gördüğüm şey, müthiş bir düşmanlık” Son duruşmada tanık olarak ifadesine başvurulan İZBB Kentsel Dönüşüm Daire Başkanı Arzu Özçelik’in ifadelerinde ‘husumet’ göndermesi yapan Aslanoğlu, “Duruşmada hakim Kentsel Dönüşüm Daire Başkanı’na soruyor hakim ‘Kendi inşaatını neden mühürledin’ diye. Mühürleme işlemi, sen üstüne bir şey yapamasın diye yapılır. Zaten yapan da mühürleyen de sensin. Bu mahkemede gördüğüm şey, müthiş bir düşmanlık. Ben Kentsel Dönüşüm Daire Başkanını tanımam. O nedenle husumetim de olmaz. Ama bu nasıl bir kindir? Hakim sana bir soru soruyor ve kadın Tunç Bey’in yararına olacak şeyleri söylememek için takla attı. ‘Haberim yoktu’ diyor. Nasıl haberin olmaz! HErkesin bildiği ve sana da yazı gelen bir konuda nasıl ahberin olmaz? ‘Yazı geldi ama eki yoktu’ diyor. O zaman neden eki istemedin? Yazıda yer teslimi yazıyor. 20 yıl inşaat mühendisi olarak çalışmış, TOKİ’de çalışmış birinin yer tesliminin ne olduğundan haberi yok mu yani” dedi. “Bir yazıyla durduruldu” Şenol Aslanoğlu ayrıca duruşmalara ilişkin geçtiğimiz aylarda İZBB Başkanı Cemil Tugay’ın “Kooperatifleri durdurduğumuzu kimse iddia edemez” sözlerine de yanıt verdi ve “Duruşmada ifade veren bütün mağdurlar, ‘Hızlı ilerliyordu bir anda durduruldu’ diyor. Bir yazıyla durduruldu. İZBB’nin Kentsel Dönüşüm Daire Başkanlığı’nın İZBETON’a yazısıydı bu. Gecikme meselesi tartışılıyor. Bir tane gecikme var mahkemeden alınmış. Mahkeme raporu yüzde 7 gecikmiş diyor. Bu, yüzde 93 tamamlanma demektir” dedi. “Bu iş, bir cezalandırma işine dönüşüyor” Yargılamada ‘cezalandırma’ eleştirisi de yapan Aslanoğlu, “Ben bu davaların ama bir yıl ama 10 yıl sonra bir adaletle sonuçlanacağına inanıyorum. Çünkü bir sürü kumpas davası oldu biz 20 yılda çok dava gördük. Bunların hepsi er ya da geç adaletle sonuçlanacak. Bizim yargılandığımız suçları bugün yatarı yok. Zaten arkadaşlarımızın yattığı fazlası. Bu iş, bir cezalandırma işine dönüşüyor” ifadelerini kullandı.








