ÖNCÜŞEHİR – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi (PM) Üyesi ve İzmir Milletvekili Ednan Arslan, Öncüşehir’in sorularını yanıtladı. Gündemde yer alan konularla ilgili konuşan Arslan, Meslek Fabrikası için referandum çağrısı yaptı.
MESLEK FABRİKASI 4,5 MİLYON İZMİRLİYE AİTTİR Meslek Fabrikası hakkında konuşan Arslan, “Bu konuda iki kavram var. Mazbut vakıf demek yönetimi vakıflar genel müdürlüğü tarafından yapılan vakıf demek. Adı geçen beyazdı baba vakfı, 2. Abdülhamit döneminde kapatılmış bir vakıf. Mazbut bir vakıf değil. Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından idare edilen bir vakıf değil. Burada bir vakıf yok. Bir de mukaddes şehrinden bahsediliyor. 2020 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin para vererek bu şehri de tamamen kaldırıp tapunun yüzde 100 belediyeye ait olduğu bir iş var. İlgili yasa diyor ki; herhangi bir şekilde vakıf eliyle meydana gelmiş ya da bir kısmı vakıf eliyle yapılmış der. Fabrikayı yapan vakıf değil. Fabrika 1900’lu yılların başında özel müteşebbis tarafından yapılmış. Yani burayı birileri para vermiş, sermaye koymuş. İnşa etmiş, sonra da burası un fabrikası olarak kullanmış. 1926 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk başkanlığında burası kamulaştırılmış. Ne kamulaştırılır? Birine ait bir mülk kamulaştırılır. Demek ki burada özel bir şahıs var ve kamulaştırma yapılıyor. Bu kamulaştırma 1940 yılında bitiyor. Tüm kamulaştırma bedelini İzmir Büyükşehir Belediyesi ödüyor. Bu binanın ne yapımında vakıf var, ne sağında ne solunda vakıf var. Ne hikmetse vakıflar genel müdürlüğü en son tapuda Beyazıd Baba Vakfı diye tescillediler. Bu hukuksuz bir işlemdir. Bu binanın parası İzmirliler tarafından ödenmiştir ve çok güzel bir şekilde restore edilmiştir. Burayı kamu kullanıyor. 4,5 milyon İzmirliye ait bir yer burası. Siz 4,5 milyon İzmirliye ait mülkü tapusunu Vakıflar Genel Müdürlüğüne alırsanız… Ki bu kurumların hepsi develin kurumudur ama İzmir Büyükşehir Belediyesi İzmir’indir. Vakıflar Genel Müdürlüğü İzmirliye ait değildir, tüm ülkeye aittir. Bu İzmir’in yerel sermayesidir. İzmir’in mirası olan bu yerde ki başka alanlarda var… Böyle bir şey olmaz. Buradan tasfiye edilen, çıkarılan İzmirlidir. Malına ek koyulan İzmirlidir. Bir de bu alan metruk halden İzmirlinin kullanımına sunulmuştur. Yani işlevi var buranın. Metruk değil, boş değil. Sonuçta burada kadınların, gençlerin fırsat eşitliğinden faydalanılmış bir yer. Bu fabrikanın her yerinde buram buram İzmirli var” ifadelerini kullandı. ELEKTRİK FABRİKASI YIKILMAK, YOK OLMAK ÜZERE Elektrik Fabrikasına ayağa kaldırılması için çağrıda bulunan Arslan, “Bu halde siz diyorsunuz ki burayı alacağız. Önce Yeşilay Vakfı dediler, sonra hukuk fakültesi dediler. Şimdi herhalde kütüphaneye döndü. Bunlarda güzel hizmetler ama bunları yapacak alanlar var İzmir’de. Mesele elektrik fabrikamız var. Elektrik Fabrikasıyla ilgili özelleştirme dairesi bir ihaleye çıktı mı? Çıktı. En yüksek tepkiyi İzmir Büyükşehir Belediyesi verdi mi? Verdi. Niye İzmir büyükşehir o binayı vermediniz? Şimdi planlar askıda. Konut ve ticari alanlar tanımlanıyor. Alın işte size kültürel miras. Burada ne yapmak istiyorsanız gelin yapın. Hatta hep beraber yapalım, İzmir Büyükşehir Belediyesi de İzmirliler de ortak olsun. Hükümette gerekli katkıyı kursun, Yeşilay’a mı vereceksiniz, hukuk fakültesi mi kuracaksınız, kütüphane mi kuracaksınız, ne yapacaksanız yapın. Elektrik fabrikası yıkılmak, yok olmak üzere. Endüstri mirasımız yerle bir olmak üzere. Gelin burayı ayağa kaldıralım. Kente kazandırılmış bir alanı işlevinin değiştirmeyelim. Siyasetle açıklanabilecek bir durum değil. İzmir’e de faydası yok bu işin” diye konuştu. İZMİRLİ REFERANDUMLA KARAR VERSİN Referandum teklifinde bulunan Arslan, “Hukuki mücadelemiz devam ediyor. Hukuki mücadelemizde bir milim geri adım atmadan bu konudaki kararlılığımızdan bir milim geri adım atmadan devam edeceğiz. Vazgeçme veya kabullenme yok. Orası İzmirlinin malıdır. Siyaseten bu işin AK Parti’ye de bir katkı sağladığını düşünmüyorum. Biz bu konuda bizimle dayanışma gösteren tüm yapılarla beraber aynı karalılıkla devam edeceğiz. Kente kazandırılmış yerlerle uğraşmasınlar. Vakıfların yapmak istediklerini yapacakları çok fazla alanlar var. Enerjilerini oralara harcasınlar. Oranın içerisinde bir sürü yatırım var. Bunların hepsi kamu kaynağı. Bir sistem var oraya. O sistem sökülüp ne yapılacak? Gelin bu yerin nasıl kullanılacağını İzmir’e soralım. Ne amaçla kullanmak istediklerini soralım İzmir’e. İzmirli gelsin, belediye başkanı seçer gibi Meslek Fabrikası nasıl kullanılır diye bir referandumla karar versin” dedi. BUNUN VEBALİNİ KİM ÖDEYECEK? Son zamanlarda CHP’li belediyelere yapılan operasyonlar hakkında konuşan Arslan, “Her geçen gün yeni bir operasyonla karşı karşıyayız. Bunun bir algı operasyonu olduğunu hep beraber görüyoruz. Kentinde seçilmiş, o kentin şehri emini olmuş kişilerin sabah operasyonuyla gözaltına alınması doğru değildir. Aranıp davet edilmesi gerekir. Biz şunu iddia etmiyoruz; kimse soruşturulmaz, kimseye soruşturma açılamaz, kimseye ‘sen ne yapıyorsun’ denmez gibi bir derdimiz yok. Hiç kimse kanun karşısında kendine sorulması gereken sorulara vermesi gereken cevaplardan kaçamaz. Bunun da kuralı ve yönetim olur. Siz insanları sabah gözaltına alıp fotoğraflarını çekip, aylarca iddianamelerini hazırlamayıp, akşama kadar da depo görüntülerle olmayan şeylerle… İtibar suikastı yapılmasın. Mansur Beyle ilgili soruşturma izni verdiler. Verebilirler ama kimse Mansur Beyle ilgili ailesini zenginleştirdi, haram yedi, yolsuzluk yaptı diyebiliyor mu? Hayır. Zaten Sayıştay geliyor, istedikleri zaman mülkiye baş müfettişleri geliyor, adli savcılıklar evrak, belge istiyor. Bunlar da kamu adına yapılıyor zaten. Bu, bu şekilde olursa doğru olur. Recep Tayyip Erdoğan’da zamanında büyükşehir belediye başkanlığı yaptı. Aynı şeyler onunda başına geldi. Ondan da bilgi ve belge istendi. Tutuklu yargılanmadı. Kimse onun evini basmadı. Ta ki karar kesinleşene kadar. Doğrusu da budur. Tutuksuz yargılamanın esas olduğunu düşünüyoruz. Baştan tutuklayarak, cezayı vererek yarın öbür gün bu insanların suçsuz olduğu anlaşılırsa ne olacak? Bunun vebalini kim ödeyecek? Bir yıl içeride tutunuz. Ortada iddianame yok. Bir yıl sonra oraya iddianame çıkacak ve yargılayacaksınız. Sonra suçsuz olduğu anlaşıldığında bu haksızlığı ve hukuksuzluğu nasıl gidereceğiz? CHP’li hiç kimsenin hesap vermekten kaçtığını, korktuğunu düşünmüyorum. Yapmaz Cumhuriyet Halk Partili. Her yapının içerisinden sıkıntılı iş ve işlemler olmuş olabilir. Biz parti olarak yolumuzu hızlı bir şekilde ayırırız. Hesabını vermesi gerekeler verecek. Ama Siz AK Partili ve MHP’li belediyelere bu şekilde davranmıyorsunuz” dedi. Çiğdem Canpolat
MESLEK FABRİKASI 4,5 MİLYON İZMİRLİYE AİTTİR Meslek Fabrikası hakkında konuşan Arslan, “Bu konuda iki kavram var. Mazbut vakıf demek yönetimi vakıflar genel müdürlüğü tarafından yapılan vakıf demek. Adı geçen beyazdı baba vakfı, 2. Abdülhamit döneminde kapatılmış bir vakıf. Mazbut bir vakıf değil. Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından idare edilen bir vakıf değil. Burada bir vakıf yok. Bir de mukaddes şehrinden bahsediliyor. 2020 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin para vererek bu şehri de tamamen kaldırıp tapunun yüzde 100 belediyeye ait olduğu bir iş var. İlgili yasa diyor ki; herhangi bir şekilde vakıf eliyle meydana gelmiş ya da bir kısmı vakıf eliyle yapılmış der. Fabrikayı yapan vakıf değil. Fabrika 1900’lu yılların başında özel müteşebbis tarafından yapılmış. Yani burayı birileri para vermiş, sermaye koymuş. İnşa etmiş, sonra da burası un fabrikası olarak kullanmış. 1926 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk başkanlığında burası kamulaştırılmış. Ne kamulaştırılır? Birine ait bir mülk kamulaştırılır. Demek ki burada özel bir şahıs var ve kamulaştırma yapılıyor. Bu kamulaştırma 1940 yılında bitiyor. Tüm kamulaştırma bedelini İzmir Büyükşehir Belediyesi ödüyor. Bu binanın ne yapımında vakıf var, ne sağında ne solunda vakıf var. Ne hikmetse vakıflar genel müdürlüğü en son tapuda Beyazıd Baba Vakfı diye tescillediler. Bu hukuksuz bir işlemdir. Bu binanın parası İzmirliler tarafından ödenmiştir ve çok güzel bir şekilde restore edilmiştir. Burayı kamu kullanıyor. 4,5 milyon İzmirliye ait bir yer burası. Siz 4,5 milyon İzmirliye ait mülkü tapusunu Vakıflar Genel Müdürlüğüne alırsanız… Ki bu kurumların hepsi develin kurumudur ama İzmir Büyükşehir Belediyesi İzmir’indir. Vakıflar Genel Müdürlüğü İzmirliye ait değildir, tüm ülkeye aittir. Bu İzmir’in yerel sermayesidir. İzmir’in mirası olan bu yerde ki başka alanlarda var… Böyle bir şey olmaz. Buradan tasfiye edilen, çıkarılan İzmirlidir. Malına ek koyulan İzmirlidir. Bir de bu alan metruk halden İzmirlinin kullanımına sunulmuştur. Yani işlevi var buranın. Metruk değil, boş değil. Sonuçta burada kadınların, gençlerin fırsat eşitliğinden faydalanılmış bir yer. Bu fabrikanın her yerinde buram buram İzmirli var” ifadelerini kullandı. ELEKTRİK FABRİKASI YIKILMAK, YOK OLMAK ÜZERE Elektrik Fabrikasına ayağa kaldırılması için çağrıda bulunan Arslan, “Bu halde siz diyorsunuz ki burayı alacağız. Önce Yeşilay Vakfı dediler, sonra hukuk fakültesi dediler. Şimdi herhalde kütüphaneye döndü. Bunlarda güzel hizmetler ama bunları yapacak alanlar var İzmir’de. Mesele elektrik fabrikamız var. Elektrik Fabrikasıyla ilgili özelleştirme dairesi bir ihaleye çıktı mı? Çıktı. En yüksek tepkiyi İzmir Büyükşehir Belediyesi verdi mi? Verdi. Niye İzmir büyükşehir o binayı vermediniz? Şimdi planlar askıda. Konut ve ticari alanlar tanımlanıyor. Alın işte size kültürel miras. Burada ne yapmak istiyorsanız gelin yapın. Hatta hep beraber yapalım, İzmir Büyükşehir Belediyesi de İzmirliler de ortak olsun. Hükümette gerekli katkıyı kursun, Yeşilay’a mı vereceksiniz, hukuk fakültesi mi kuracaksınız, kütüphane mi kuracaksınız, ne yapacaksanız yapın. Elektrik fabrikası yıkılmak, yok olmak üzere. Endüstri mirasımız yerle bir olmak üzere. Gelin burayı ayağa kaldıralım. Kente kazandırılmış bir alanı işlevinin değiştirmeyelim. Siyasetle açıklanabilecek bir durum değil. İzmir’e de faydası yok bu işin” diye konuştu. İZMİRLİ REFERANDUMLA KARAR VERSİN Referandum teklifinde bulunan Arslan, “Hukuki mücadelemiz devam ediyor. Hukuki mücadelemizde bir milim geri adım atmadan bu konudaki kararlılığımızdan bir milim geri adım atmadan devam edeceğiz. Vazgeçme veya kabullenme yok. Orası İzmirlinin malıdır. Siyaseten bu işin AK Parti’ye de bir katkı sağladığını düşünmüyorum. Biz bu konuda bizimle dayanışma gösteren tüm yapılarla beraber aynı karalılıkla devam edeceğiz. Kente kazandırılmış yerlerle uğraşmasınlar. Vakıfların yapmak istediklerini yapacakları çok fazla alanlar var. Enerjilerini oralara harcasınlar. Oranın içerisinde bir sürü yatırım var. Bunların hepsi kamu kaynağı. Bir sistem var oraya. O sistem sökülüp ne yapılacak? Gelin bu yerin nasıl kullanılacağını İzmir’e soralım. Ne amaçla kullanmak istediklerini soralım İzmir’e. İzmirli gelsin, belediye başkanı seçer gibi Meslek Fabrikası nasıl kullanılır diye bir referandumla karar versin” dedi. BUNUN VEBALİNİ KİM ÖDEYECEK? Son zamanlarda CHP’li belediyelere yapılan operasyonlar hakkında konuşan Arslan, “Her geçen gün yeni bir operasyonla karşı karşıyayız. Bunun bir algı operasyonu olduğunu hep beraber görüyoruz. Kentinde seçilmiş, o kentin şehri emini olmuş kişilerin sabah operasyonuyla gözaltına alınması doğru değildir. Aranıp davet edilmesi gerekir. Biz şunu iddia etmiyoruz; kimse soruşturulmaz, kimseye soruşturma açılamaz, kimseye ‘sen ne yapıyorsun’ denmez gibi bir derdimiz yok. Hiç kimse kanun karşısında kendine sorulması gereken sorulara vermesi gereken cevaplardan kaçamaz. Bunun da kuralı ve yönetim olur. Siz insanları sabah gözaltına alıp fotoğraflarını çekip, aylarca iddianamelerini hazırlamayıp, akşama kadar da depo görüntülerle olmayan şeylerle… İtibar suikastı yapılmasın. Mansur Beyle ilgili soruşturma izni verdiler. Verebilirler ama kimse Mansur Beyle ilgili ailesini zenginleştirdi, haram yedi, yolsuzluk yaptı diyebiliyor mu? Hayır. Zaten Sayıştay geliyor, istedikleri zaman mülkiye baş müfettişleri geliyor, adli savcılıklar evrak, belge istiyor. Bunlar da kamu adına yapılıyor zaten. Bu, bu şekilde olursa doğru olur. Recep Tayyip Erdoğan’da zamanında büyükşehir belediye başkanlığı yaptı. Aynı şeyler onunda başına geldi. Ondan da bilgi ve belge istendi. Tutuklu yargılanmadı. Kimse onun evini basmadı. Ta ki karar kesinleşene kadar. Doğrusu da budur. Tutuksuz yargılamanın esas olduğunu düşünüyoruz. Baştan tutuklayarak, cezayı vererek yarın öbür gün bu insanların suçsuz olduğu anlaşılırsa ne olacak? Bunun vebalini kim ödeyecek? Bir yıl içeride tutunuz. Ortada iddianame yok. Bir yıl sonra oraya iddianame çıkacak ve yargılayacaksınız. Sonra suçsuz olduğu anlaşıldığında bu haksızlığı ve hukuksuzluğu nasıl gidereceğiz? CHP’li hiç kimsenin hesap vermekten kaçtığını, korktuğunu düşünmüyorum. Yapmaz Cumhuriyet Halk Partili. Her yapının içerisinden sıkıntılı iş ve işlemler olmuş olabilir. Biz parti olarak yolumuzu hızlı bir şekilde ayırırız. Hesabını vermesi gerekeler verecek. Ama Siz AK Partili ve MHP’li belediyelere bu şekilde davranmıyorsunuz” dedi. Çiğdem Canpolat 








